Stil

Güzellik

Yaşam

Şale Yılmaz Ankara üniversitesi tıp fakültesini bitirdikten sonra önce klinik farmakoloji daha sonrada Dermatoloji alanında uzmanlığını tamamladı Devamı

PRP

PRP

Cilt yaşlanması konusunda geliştirilen yöntemler inanılmaz hızla ilerliyor. Daha etkili, daha kolay, daha güvenli tedavi arayışları sürüyor. PRP bu arayışın sonucunda ortaya çıkan yöntemlerden biri.

PRP doğallıktan vazgeçmeyen, riski sevmeyen, alerjiden korkan kişiler için son derece uygun bir alternatif.

Vücudumuzun herhangi bir yeri yaralandığında bu bölgede bazı hücrelerin topladığı ve diğer bölgelere göre konsantrasyonunun arttığı tespit edilmiştir. Bu hücreler bazı reaksiyonları başlatarak dokularda iyileşmeyi sağlar. Pek çok doku yenileme işleminde, dokularda kontrollü bir hasar oluşturulur ki bu hasar bölgede hücre toplanmasını arttırarak iyileşmeyi başlatır ve bölge yenilenir.

Plazma tedavisi bu mekanizmadan hareketle oluşturulan bir tedavidir. Sanki bir hasar oluşmuş gibi bölgede bazı hücrelerin ve büyüme faktörlerinin yoğunlaşması sağlanır ve böylece onarım süreci başlatılır.

PLAZMA TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

Tedavi için özel geliştirilen kitler vardır, bunlar tek kullanımlıktır. Hastanın kanı bu tüplere alınarak ayrıştırılır. Kanın istenen kısmı ince uçlu iğnelerle çok kısa bir işlemle tedavisi planlanan bölgeye uygulanır. Ayrıştırılan kısımda trombositler ve büyüme faktörleri bulunur. Bunlar bir dizi onarım ve iyileştirme reaksiyonunu başlatır.

Tedavi sonrasında iyileşme süreci gerekmez. Herhangi bir sorun beklenmez. 

PRP İLE CİLT YENİLEME

Akne izleri azalır 

Cilt rengi genel olarak açılır. Lekelerde, kızarıklıkta azalma olur.

Sıkılık artışı olur. Yüz ovali toparlanır.

İnce çizgiler ve kırışıklıklar azalır.

Cilt görünümü daha sağlıklı ve parlak olur. Cilt dolgunlaşır.

Ciltteki yara izleri azalır.

PRP İLE SAÇ TEDAVİSİ

Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak saç dökülmesi görülebilir. Bu sorunla karşılaşıldığı zaman mutlaka bir dermatoloğa başvurarak saç dökülmesinin kaynağını ve tipini tespit etmek gerekir.

Saçlardaki dökülme başka bir nedene bağlıysa mutlaka buna yönelik tedavi de uygulanmalıdır.

Plazma tedavisi hemen her tip saç dökülmesi tedavisinde ek olarak kullanılabilir bazen tek başına kullanımı bile çok başarılı sonuçlara neden olabilir.

Saçlarda uzama hızlanır.

Saçlar güçlenir daha hacimli durur.

Dökülme azalır.

Yeni saçlar gelmeye başlar.

ameliyatsız yüz germe

Günlük hayatın hızlı temposu içinde, iyileşme süresi gerektirmeyen, iş hayatını aksatmayan, kısa sürede yapılabilecek uygulamalar daha popüler hale gelmiştir.

Ultrason, çok uzun zamandır tıpta teşhis ve tedavi amacıyla kullanılan güvenilirliği kanıtlanmış bir yöntem. İşte bu teknolojinin estetik  tıptaki karşılığı fokus ultrasonlar.

Radyofrekans ve lazer sistemleri cilt yenilenme amacıyla uzun zamandır başarıyla kullanılan yöntemlerdir. Fokus ultrasonun bunlardan farkı cildin daha derin tabakalarına etki edebilmesidir. Bu anlamda ciltte sıkılık artışı ve toparlanma anlamında ek faydalar sağlayacaktır.

Yaşlanma sürecinde ciltte kolajen ve elastin liflerinin yapısı bozulur ve düzeyi azalır.  Ciltte sarkma, elastikiyet kaybı, ince çizgi ve karışıklıklarda artış olur. Çene kontürü bozulur.

Fokuslu ultrason cildin yüzeyel tabakalarına herhangi bir zarar vermeden, derin tabakalarında ısı artışına neden olur. Bu sayede cilt ciltteki kollajen yeniden yapılanır cildin sıkılığı artar ve yüz ovali toparlanır.

Fokuslu ultrason nasıl uygulanır?

Farklı başlıklar kullanılarak, cildin farklı tabakalarına ultrason enerjisi uygulanır. Bu şekilde ciltte 

Boyun ve çene kısmındaki sarkmaların toparlanması

Elastikiyetin artması ve yüz ovalinin toparlanması

Yüzdeki çizgi ve kırışıklıkların azaltılması sağlanır.

Fokus ultrasonun uygulama bölgeleri alın, göz çevresi, yanaklar ve boyun bölgesidir.

Seanslar 30-60 dakika civarında sürer. Cildin üst kısmında herhangi bir hasar oluşturmaz, güneş hassasiyeti yaratmaz. İyileşme süreci gerektirmediği için gün içinde, öğlen arasında bile yapılabilecek bir uygulamadır. Uygulama sonrasında hastalar günlük hayatına, normal aktivitesine dönebilir.

Ciltteki değişim hemen başlar ve ilk 6 ayda artarak devam eder. Yüz ifadesinde değişim yapmadan, cildin doğal yenilenme mekanizmalarını harekete geçirerek düzelme sağlar.

Etki süresi 1-2 yıldır. Yaşlanma süreci devam ettiğinden belli aralıklarla tekrar edilmesi yaşlanmaya karşı koruyucu olacaktır. 

kimyasal peeling

Kimyasal peeling, tüm dünyada kozmetik alanında çok yaygın bir uygulama. 

Cilt hücrelerinin bir yaşam döngüsü vardır. Üst derideki hücreler zamanla yaşlanarak atılır yerine genç sağlıklı hücreler gelir. Derinin yenilenmesi çocuklarda çok hızlıdır, yaşlandıkça gitgide yavaşlar. Hücreler yenilenemez üstteki yaşlanmış hücreler atılamaz böylece cilt incelir, cansız ve kaba görünür.

Zamanla ciltteki kollajen ve elastin lifleri azalır ve yapısı bozulur, cilt elastik yapısını ve gerginliğini kaybeder sarkık, kırışık bir görünüm oluşur. 

Kimyasal peeling cildin görünümünü düzeltmek amacıyla özel solüsyonlar kullanılmasıdır. Bu tedavide cildin hasarlı üst kısmı istenilen düzeye kadar etkilenir ve hedeflenen iyileşme sağlanır. Cilt parlak, genç, sağlıklı bir görünüm kazanır.

Kimyasal peeling amacıyla değişik solüsyonlar kullanılır. Bu tedavi başta yüz, eller ve dekolte olmak üzere cildin hemen her bölgesine uygulanabilir. 

Glikolik, laktik, mandelik asit “Alfa Hidroksi Asitler(AHA), olarak adlandırılır, meyvelerden ve diğer besinlerden elde edilir ve yüzeyel peeling tedavisinde kullanılır. 

TCA (trikloroasetik asit), ile yüzeyel veya orta derinlikte peeling tedavisi yapılır. Leke ve iz tedavisinde kullanılabilir.

Salisilik asit, özellikle sivilce ve sivilce izleri tedavisinde tercih edilir. Yüzeyel peeling yapar.

Pirüvik asit, leke, akne ve antiaging amaçlı kullanılabilir, soyulmaya neden olmadığı için konforlu bir uygulamadır. 

Kimyasal peelingin faydaları nelerdir?

Ciltte oluşan lekeler, izler, kırışıklık, matlık, sivilce gibi pek çok sorun bu uygulamalarla tedavi edilebilir. 

Kimyasal peeling tedavisi ile sağlıklı ve genç hücrelerin cildin yüzeyine gelmesi, canlılığını kaybeden problemli hücrelerin atılması sağlanır. Buna ek olarak kollajen ve elastin liflerde yapılanma sağlanarak elastikiyet ve gerginlik artışı olur.

Kimyasal peeling tedavisi hangi sorunlarda kullanılır?

Akne(sivilce) tedavisi

Cilt çatlakları

Sivilce izleri ve lekeleri

İnce çizgi ve kırışıklıkların azaltılması 

Kuru- cansız cilt tedavisi

Ciltteki açık gözeneklerin azaltılması

Gözaltı morluklarının azaltılması

İstenmeyen renk değişikliklerinin (yaşlılık, güneş, gebelik ve ilaç lekeleri) giderilmesi 

Ayrıca yaşlanma etkilerini geciktirmek ve cildi gençleştirmek için her sağlıklı cilde de uygulanabilir.

Kimyasal peeling nasıl yapılır?

Peeling tedavisi planlanırken hastanın problemi, ve sosyal şartları göz önüne alınır. Bu tedavi uzman kişiler tarafından uygulandığında çok etkili ve güvenlidir

Kullanılan solüsyonun türüne, konsantrasyonuna göre yüzeyel, orta ve derin peeling yapılabilir. Uygulanacak seans sayısı ve aralıkları seçilen ilaca ve tedavi edilecek soruna göre seçilir.

Yüzeyel peeling kızarıklık, pullanma ve kuruluk şeklinde cilt değişimlerine neden olur. Oldukça kontrollü ve yüzeyel bir işlemdir. Gözle görülen bir hasarlanma oluşturmadığı için günlük hayatı aksatan bir uygulama değildir.

Orta derinlikte peeling uygulamaları ortalama olarak 1 hafta süren kabuklara neden olabilir.  Tedavi etkinliği yüzeyel peelinglere göre daha fazladır.

Derin peeling çok yoğun ve iyileşme sürecinin uzun olduğu tedavilerdir, pratikte çok sık uygulanmayan yöntemlerdir.

Tedavi derinliği arttıkça iyileşme süreci  uzar. İz, leke ve enfeksiyon gibi sorunlarda görülebilir.  Peeling tedavisiden sonra cildin desteklenmesi ve güneşten korunması önemlidir. Ayrıca cildi tahriş edecek uygulamalardan ve kimyasal temasından kaçınmak gerekir. 

ameliyatsız göz kapağı estetiği

Göz çevresi cildi ince, hassas yapısıyla zamanın izlerini en erken gösteren bölgedir. Göz çevresinde ince çizgiler ve göz kapağının elastikiyetini kaybederek sarkması 35’ li yaşlardan sonra başlayan değişimlerdir.

Plexr diğer adıyla plazma enerjisi göz kapağının ve göz çevresi cildinin tedavi edilmesi için geliştirilmiş yeni bir yöntem.

Bu yöntem kullanılarak cilt üzerinde kontrollü bir hasar oluşturulur Elastikiyetini kaybetmiş cilt dokusunun yerine yeni ve sağlıklı cildin gelmesi sağlanır.

Daha önceden göz kapağının tedavisi sadece cerrahi yöntemlerle yapılırken plexr yöntemi, cerrahi istemeyen veya cerrahi aşamaya henüz gelmeyen hastalar için alternatif bir yöntemdir. 

Anestezi gerektirmemesi, kanama ve iz bırakmaması tedavinin en büyük avantajlarından.

Plexr tedavisi nasıl yapılır?

Uygulama öncesinde bölge anestezik bir kremle uyuşturulur. Daha sonra problemin olduğu bölgeye plazma enerjisi uygulanır. Tedavi süresi 20 dakika civarındadır. Sonrasında bölgede şişlik ve kabuklanma olur. 1hafta içinde kabuklar düşerek bölge iyileşir.

Yaz mevsiminde tedavi uygulanmaz. Uygulamadan sonra tahrişten ve güneşten korunma tavsiye edilir. 


Plexr tedavisinin uygulandığı durumlar nelerdir?

Cilt çatlakları
Yüzdeki ince çizgiler
Bazı lekeler
İyi huylu cilt oluşumları
Akne izleri
Yara ve ameliyat izleri
Alt göz kapağındaki torba ve kırışıklık
Üst göz kapağındaki sarkma ve kırışıklık

Cildimiz herhangi bir hasarlanma durumunda kendini onarma ve yenileme yeteneğine sahiptir. Bir çok cilt yenileme tedavisi bu mekanizmayı kullanarak planlanır. Mikroiğneleme yönteminde de gözle görülmeyen çok sayıda mikrokanal açılarak ciltte yenilenme ve onarım mekanizmaları harekete geçirilir.

Dermapen, diğer adıyla mikroiğneleme tedavisi son zamanlarda estetik tıpta çok popüler bir yöntem.

Dermapen ve dermaroller temelde aynı mekanizmayla etki eden iki yöntem. Ciltte açılan mikrokanallardan soruna göre seçilen özel tedavi edici solüyonlar uygulanarak yapılan tedavilerdir. Normalde cilt iyi bir bariyer olduğu için dıştan uygulanan solüsyonlar cildin derin tabakalarına ulaşamaz. Yeterince etki oluşturmaz. Mikroiğnelemenin bir başka avantajı uygulanan bu solüsyonların cilde geçişinin sağlanmasıdır.

Dermaroler, üzerinde çok sayıda iğnenin olduğu silindir şeklinde bir cihazdır. Dermapen ise minik bir cihazın üzerine takılan iğne uçlarıyla çalışır. Her ikisi aynı amaçla kullanılabilir. 

Tedavi edilmek istenen cilt bölgesi, kremle uyuşturulduktan sonra cilde uygulanır. Küçük iğnelerle, ciltte minik kanallar açılarak özel solüsyonlar sürülür.

Yöntemin en çok kullanıldığı alanlar

Cilt lekeleri leke açıcı solüsyonlar uygulanır.

Saç dökülmeleri saçı besleyen, dolaşımı arttıran vitamin, mineral karışımları uygulanır.

Cilt yenileme ve antiaging yöntemleri vitamin, mineral, aminoasit, büyüme faktörleri, peptidler, hyalüronik asit gibi içerikler uygulanabilir.

Cilt çatlakları, akne izleri onarıcı ve yenileyici karışımlar uygulanır.

Tedavi her mevsim ve her cilt tipinde kullanılabilir. Uygulama sonrasında kısa sürede geçen kızarıklık görülür. Yüz bölgesine yapılan uygulamalardan sonra güneş korumaya  özen gösterilmelidir. 

Açılan mikrokanallar mekanik olarak cildi uyarır. Hücre yenilenmesine, dokularda kan dolaşımının hızlanmasına, kolajen, elastin üretimine ve cildin sıkılaşmasına neden olur. Ayrıca uygulanan solüsyonların tedavi edici etkisinden de faydalanılır.

Seans sayısı ve seans aralıkları probleme göre belirlenir. Doğru şeklide uygulandığında güvenli olmakla beraber, yanlış uygulamalar leke, iz ve enfeksiyon oluşumuna neden olabilir.

Yaşam kalitesi, sağlığa ve estetiğe verilen önem arttıkça lazer epilasyona kadınlar ve erkekler tarafından gelen talep te artmıştır.  Aşırı tüylenme estetik bir sorun olduğu kadar, tıbbi bir sorundur. Fazla tüyün varlığı terleme, koku oluşumu ve enfeksiyona neden olur. Tıbbın pek çok alanında olduğu gibi lazerler alanında da gelişmeler çok hızlı olmuştur eski cihazlara oranla yeni geliştirilen lazer sistemleri başarılı, hızlı ve güvenlidir. 


Lazerlerle ilgili en çok merak edilen konulardan biri yöntemin güvenliğidir. İlk lazer sistemleri yaklaşık 40 yıl önce kullanılmaya başlanmıştır. Bugüne kadar çok sayıda uygulama yapıldığı için güvenliğiyle ilgili soru işareti kalmamıştır. Tabi ki bu tedavinin uzman kişilerce ve doğru şekilde uygulanması şartıyla olacaktır. Yanlış uygulamalarda lekeden, ize pek çok sorun yaşanabilir. 

Hastanın sağlık durumu, ağızdan ve dıştan kullandığı ilaçların bilinmesi tedavi planlanırken çok önemlidir. Gebelik, bazı cilt hastalıkları veya iç hastalıkların varlığı bu tedavinin yapılmasını kısıtlayabilir. Hormon bozukluklarının gözden kaçması tedavi çok doğru uygulansa bile başarısız sonuçlara neden olur

IPL-LAZER EPİLASYON NEDİR?

Lazer ve IPL tedavileri değişik dalga boylarındaki ışık enerjisi kullanarak istenmeyen tüylerin yok edilmesi tedavisidir.

Günümüzde milyonlarca insan yüzlerindeki ve vücudunun çeşitli bölgelerindeki tüylerden şikayet etmektedir. Özellikle 18- 25 yaşlar arasındaki kadınların %15’inde yoğun tüylenme görülür. Bunun yanında vücudundaki tüylerden rahatsız olan eden erkeklerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Bu güne kadar istenmeyen tüylerden kurtulmak için uygulanan ağda, tıraşlama, çekme, tüy dökücü krem gibi yöntemler kişiye sadece geçici bir rahatlık verip, kesin çözüm olamamaktadırlar.

Halk arasında iğneli epilasyon olarak bilinen elektroliz yöntemi ise geniş alanlarda uygulandığında çok zaman alabilen uygulamalardır. Uygun ortamlarda, deneyimli bir uzman tarafından yapılmalıdır aksi takdirde enfeksiyon, leke ve iz bırakma gibi yan etkiler olabilir. Epilasyonda eski yöntemler artık yerini, daha konforlu ve hızlı olan lazer epilasyona bırakmıştır.


EN BAŞARILI LAZER CİHAZI HANGİSİDİR?

Bu konu en çok tartışılan konulardan biridir.  Lazer epilasyon yaptırmak isteyen kişiler çevrelerinden farklı şeyler duyarlar ve bu konuda karasızlık yaşarlar. Bu soruya net bir yanıt yoktur, çünkü her lazer cihazının birbirinden eksik ve fazla yönleri vardır. Cihazın seçimi hastanın cilt tipi ve tüy yapısına bakılarak yapılır. Bazı cihazlar açık renk ciltlerde güvenle kullanılırken bazı cihazlar koyu renkli hatta bronzlaşmış ciltte kullanılır, bazı cihazlarda bir bölgede çok başarılı epilasyon yaparken başka bölgede tüy artışı yapabilir.  Bu nedenle doğru seçim ve tedavi için konuda uzman doktora danışmak en doğru yaklaşımdır. 

LAZER EPİLASYON NASIL ETKİ EDER?

Vücudumuzdaki tüylerin belirli bir yaşam döngüsü vardır. Büyür, duraklar ve dökülür. Tüyün lazere en duyarlı olduğu dönem büyüme dönemidir. Diğer tüylerin etkilenebilmesi için büyüme evresine geçmesi gerekir bu nedenle lazer epilasyon tekrarlayan seanslar şeklinde yapılmalıdır. 

IPL ve diğer lazer sistemlerinden çıkan belli dalga boyundaki ışık, kıl köklerinde yer alan  melanin denilen renk oluşumundan sorumlu yapı tarafından tutularak ısıya dönüşür ve kıl kökünde hasara neden olur. Her IPL veya lazer epilasyon uygulamasında kıl köklerinin yaklaşık %10-20 ‘u bu şekilde etkilenir. Bu nedenle epilasyon tedavisi birkaç seans sürer. Seans sayısı uygulanan bölgeye ve kıl yapısına göre 4-8’tır. Seans aralıkları 6 -8 haftadır. Açık ten, koyu kıl rengi tedavide en avantajlı durumdur. Kol altında seanslar daha erken biterken, yüz uygulamaları daha çok seans gerektirir. 

HANGİ LAZER SİSTEMLERİ KULLANILIR.

Epilasyon amacıyla en çok kullanılan lazer sistemleri alexandrite, diode, Nd:yag ve IPL dir. En çok karşılaşılan soru hangi sistemin daha başarılı olduğudur. Her sistemin farklı avantaj ve dezavantajları vardır. Bu nedenle seçim tüyün rengine, yapısına ve cildin tipine göre yapılmalıdır. Başarılı olabilmek için uygulanan cihazın doğru seçilmesi kadar uygulamanın doğru yapılması önemlidir.  

Alexandrite 755nm açık renkli ciltlerde etkilidir. Koyu ciltlerde risk taşır. 

Diode lazer 810nm açık ve orta renkli cilt tipinde kullanılabilir. 

Nd:YAG 1064 nm koyu renkli hatta bronz ciltlerde bile kullanılabilir. 

IPL  tam anlamıyla lazer değildir. Ancak lazer sistemlerine benzer etki gösterebilir.

LAZER NASIL UYGULANIR

Lazer tedavisi mutlaka konuda eğitimli bir doktor tarafından planlanmalıdır. Hastanın kıl yapısı, cilt tipi, ağızdan veya dıştan kullandığı ilaçlar, hastalıklar, güneş hassasiyeti sorgulanmalı tıbbi durumda bir değişiklik olduğunda doktor bilgilendirilmelidir.

Tedavi uygulanmadan önce cildin üzerindeki tüyler kısaltılmalıdır. Buradaki tüylerin uzun olması hastanın ağrı hissetmesine ve cildin zarar görmesine neden olur. Tedavi öncesi ciltte parfüm, krem, makyaj olmamalıdır. 

Tedavi uygulandıktan sonra cildin tahriş edilmemesi, yumuşak temizleyicilerle temizlenmesi, nemlendirilmesi, güneşten korunması gerekirse bazı kremlerin kullanılması önerilir. Uygulama süresi tedavi edilecek alanın genişliğine bağlıdır. Örneğin tüm yüz 5 dk sürerken,  bacaklar 30 dakika sürebilir. Bazı uygulamalardan sonra tüylerin dökülmesi 3 haftayı bulabilir. Tedavi sonrasında kişiler günlük aktivitelerine dönebilirler.
 

 LAZER EPİLASYONUN YAN ETKİLERİ NELERDİR

Doğru yapılan uygulamalarda yan etki yok denecek kadar azdır. Bölgede kısa sürede geçen ödem ve kızarıklık olabilir. Bunların dışında yanık, su toplaması, kabuklanma, ciltte renk değişiklikleri gibi yan etkiler çok seyrektir. 

Normal terleme vücudun ısı dengesini sağlamak için sağlıklı bir fonksiyonudur.  Ancak aşırı terleme kişinin konforunu bozar ve strese yol açarak sosyal hayatında sorun oluşturur.

Yaz ayları, aşırı terleme sorunu yaşayanlar için sıkıntının arttığı ve çözüm arayışlarının yoğunlaştığı zamanlardır. Günlük yaşamda sentetik giysilerden uzak durarak, kilonuza, beslenmenize dikkat ederek alacağınız bazı önlemler olsada gerçek çözümler ancak konuda uzman hekimin tavsiyeleriyle olacaktır. Bazen terleme sorunu o kadar rahatsız edicidir ki kişinin günlük hayatında seçimlerini değiştirebilir. 

Aslında bu sorun oldukça sık görülen bir sorundur. Sebeplerine göre temelde iki ayrı grupta incelenebilir. Herhangi bir sebebin olmadığı terleme tipi birincil birincil hiperhidroz, başka sebeplere bağlı oluşan aşırı terlemeye ise ikincil hiperhidroz denir.

Birincil hiperhidroz yapısal, genetik sebeplere bağlı hiperhidroz. Terleme en çok, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı bölgesinde görülür. Tam olarak sebebi bilinmez. Ter bezlerine giden sinirlerde normalden fazla bir uyarı olduğu düşünülür. Genellikle genç yaşlarda başlar ve diğer aile bireylerinin bazılarında da benzer sorunların var olması genetik faktörlerin önemini düşündürür. Bu sorun duygusal ve fiziksel stresle ve ısı artışıyla daha da yoğunlaşır.

Birincil hiperhidroz da tedavisi nasıl yapılır?

Yaşam kalitesini etkileyebilen bir sorun olduğu için önemli rahatsızlık hissi yaratabilir. Çözüm için konuda uzman bir doktora başvurmak gerekir. Doktorunuz terlemenin bölgesine ve şiddetine göre size tedavi uygular.

Bu sorunun tedavisinde bölgesel veya sistemik ilaç tedavileri yapılabilir. Ancak bu tedaviler yan etkileri ve uzun dönem sürekli kullanım gerektiği göz önüne alınırsa pratik olmayabilir.

İyontoforez   özel cihazlar kullanılarak yapılır. Elektrik akımı etkisiyle ter bezleri geçici olarak etkilenir ve terleme azaltılır. Özel merkezlerde veya ev için yapılmış özel cihazlarla uygulanabilir.

Botulinum toksin tedavisi günümüzde uzun süreli etkisi, pratik olması nedeniyle en çok tercih edilen terleme tedavisi yöntemidir. Botulinum toksin, terlemenin olduğu bölgeye minik dozlarda uygulanır. Sinirlerle ter bezleri arasında iletimi zayıflatarak etki eder. Tek bir uygulama sonrasında terleme 6-9 ay civarında terleme azalır. Daha sonra şikayetler tekrar başlar.

Ayrıca lazer ve cerrahi tedaviler de diğer tedavi alternatiflerindendir.

İkincil hiperhidroz ise başka sorunlara bağlı gelişen terleme fazlalığıdır. Burada genellikle terleme vücutta yaygındır.

Hormon ve metabolizma sorunları

Nörolojik sorunlar

Enfeksiyonlar

Akciger ve kalp hastalıkları

Stres ve psikolojik sorunlar

Bazı ilaçlar

Kilo fazlalığı ve beslenme sorunları

Buna neden olabilir. Bu grup terleme sorunu yaşayanlar için esas çözüm altta yatan sebebin tespit ve tedavisidir. Konuda uzman hekiminiz size bu konuda yeterli desteği verecektir.

YAĞLI CİLT BAKIMI

Yağlı cilt yağ bezlerinin aşırı yağ üretmesiyle ilgili bir durumdur. Aslında belli düzeyde yağ cildi korur ve nemini sağlar ayrıca saçların sağlıklı ve parlak olması için de gereklidir. 

cildinizde, 

açık ve kapalı komedonlar, ara ara sivilce sorunları,

parlak yağlı cilt yapısı ve ciltte belirgin gözenekler,

kalın ve pürüzlü bir görünüm varsa

muhtemelen cildiniz yağlı cilt tipidir. 

Cildinizdeki fazla yağlanma, ciltte parlamaya, gözeneklerde tıkanmaya, hatta akne oluşumlarına neden olabilir. Ancak bu sorunları doğru cilt bakımıyla çözebilirsiniz. Ayrıca yağlı cilt yapısı, ince çizgi ve kırışıklık oluşumuna karşı kuru ciltlerden daha avantajlıdır, buda sizin için güzel haber.

Beslenme, stres, hormonlardaki dalgalanmalar ciltteki yağlanmayı da arttırabilir bilir, bu nedenle  bu faktörler göz önüne alınmalıdır.

Yağlı cilt bakım ürünleri nasıl seçilir?

Yağlı ciltlerde, temizliğinin uygun yapıda bir ürünle ve doğru yapılması en önemli noktadır. Sabah ve akşam cilt temizliği ihmal edilmeden yapılmalıdır. Köpük veya jel yapıda yağlı ciltler için hazırlanmış özel ürünleri tercih edebilirsiniz.

Spor yaptıktan sonra yine cilt temizlenmeli ve nemlendirici sürülmelidir. 

Tonik kullanımı cildin daha derinden temizlenmesi ve yağlanmanın dengelenmesi için faydalıdır. Salisilik asit, glikolik asit veya laktik asit içerenler ürünler tercih edilebilir. Bu tarz ürünler yağlanmayı dengeler, gözenekleri daha derinden temizleyerek akne ve komedon oluşumunu azaltır.

Nemlendirici seçimi çok önemlidir. Yağsız ve su bazlı, hafif bir nemlendirici kullanmak yeterlidir. Bazı yağ bazlı ürünlerden uzak durun. Kakao yağı, shea yağı veya vazelin içeren ürünler yağlı cilde uygun değildir. Bu tarz yağlı ve yoğun ürünler cildinizdeki sorunları attırır.

Güneş koruyucu seçerken yağsız ve komedon oluşturmayan yağlı cilt ürünleri tercih edilebilir.

Gece kullanılan ürünlerde retinollü içerikler tercih etmek, gözeneklerin daraltılması açısından faydalıdır. Haftada bir kez yapılacak kil maskeleri, cildin daha derinden temizlenmesi ve yağlanmayı dengelemek için etkilidir. Ayrıca haftalık scrub uygulamaları ölü hücrelerin atılmasını böylece komedon ve akne oluşumlarını azaltır.

Ayrıca makyaj ürünü seçerken doğal yapıda, gözenek tıkamayan ürünlerden seçilmesi yine akne oluşumu açısından daha güvenlidir.

akne izleri

AKNE İZLERİ

Akne gençlerde çok sık görülen bir problemdir Pek çok akne düzeldikten sonra ciltte leke ve iz bırakabilir. 

Akne hastalığı sonrasında ciltte oluşan iz ve lekelere akne izi denir.  Akne izleri, özellikle problem uzun sürmüşse veya cilt iz oluşturmaya daha yatkınsa yoğun yaşanır. 

Sivilce izlerinin en iyi tedavisi önlemeye çalışmaktır. Oluşmuş izler için doktorunuz cilt yapınıza ve izlerinize uygun tedavi seçeneğini planlayacaktır.

Bazı cilt yenileyici AHA veya retinol içeren kremler, sağlıklı cilt oluşumunu hızlandırarak akne izlerini azaltır.

Yüzeyel ve derin kimyasal peeling uygulamaları,

özel solüsyonlar kullanılarak cildin yenilenmesi işlemidir. 

Dermabrazyon 

mekanik olarak cildi soyarak yenilenme işlemidir. Bu şekilde yeni gelen ciltte iz ve leke görünümü azalır.

Lazerle veya plazma enerjisiyle cilt yenileme

izlerin azaltılması için yapılan diğer tedavi alternatifleridir.

Dermapen-Dermaroller (Mikroiğneleme)

üzerinde çok sayıda iğnenin olduğu aletlerle ,ciltte çok sayıda mikro kanal açılarak  yenilenme sağlanır. Böylece iz ve lekeler azalır.

Dolgu

dolgu maddeleri, akne izlerinin olduğu çökük bölgelere enjekte edilerek, doldurulur ve cilt eşitlenir. Etkisi bir yıl civarında sürer.

Daha ileri akne izlerinde cerrahi tedaviler planlanabilir. 

saç için beslenme

Saçınız ve cildiniz vücut sağlığınızın aynasıdır.Gür, canlı saçlara sahip olmayı hepimiz isteriz, hatta bazen saçlarımız yavaş uzuyor diye sabırsızlanıp formüller araştırırız.

Saçlar yılda ortalama 15 cm uzar. Saçınızın uzama hızı yaşınız, genetik yapınız, beslenmeniz ve genel sağlığınızla ilgilidir. Kansızlık, otoimmün hastalıklar, hormon sorunları gibi pek çok sebep saç dökülmesi yapabilir.

Yaş ve genetik yapıyı değiştiremeyeceğimiz bir gerçek, ancak beslenmemize dikkat ederek daha sağlıklı saçlara sahip olabiliriz.

Vücut sağlığı ve saç sağlığı yakından ilişkilidir. Bu nedenle saç dökülmesiyle ilgili yaşanan sorunlar mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmeli, gerek görülürse testler istenerek daha detaylı inceleme yapılmalıdır. 

İyi bir beslenme için protein, vitamin, mineraller ve sağlıklı yağlar yeterli düzeyde alınmalıdır. Ancak bu şekilde daha parlak, gür saçlara sahip oluruz. 

 Ağır diyetlerden sonra saçlarda cansız, mat görünüm ve dökülmeler olabilir.

 A, B, C, D ve E vitaminleri ve esansiyel yağ asitleri eksikse saç uzamanız yavaşlayacağı gibi dökülmeler bile artabilir. İyi haber şu ki bu eksiklikler yerine konar konmaz saçlarda dökülme azalacak ve uzama tekrar normale dönecektir.

Demir eksikliği durumunda saç dökülmesi görülür. Çinko eksikliği saçlarda kuruma, pullanma ve dökülmeye neden olur.

Protein eksikliği saçta zayıflamaya ve donuk görünüme neden olur. Tavuk, balık ve kırmızı et kaliteli protein kaynaklarıdır.

Hangi gıdalar saçlarımıza iyi gelir?

Yumurta 

saç sağlığı ve saç uzaması konusunda çok faydalı bir besin kaynağıdır.

Protein, biyotin, çinko ve selenyum açısından zengindir. 

Ispanak

Folat, demir, A ve C vitamini kaynağıdır.  Saçı besler ve ışıltı verir. 

Yağlı balıklar

Somon ve uskumru gibi yağlı balıkları düzenli olarak tüketmek, saç büyümesi ve saç sağlığı konusunda faydalıdır. 

Protein, selenyum, D ve B vitaminleri yönünden de çok iyi kaynaktır.  Omega-3 açısından zengindir ki bunlar saç için faydalıdır.

Avokado 

E vitamini ve faydalı yağlar açısından zengin bir kaynaktır. Ayrıca biyotinde içermesi saç için çok faydalı besin kaynağı olduğunu gösterir.

Keten tohumu, chia tohumu, ayçiçeği çekirdeği omega-3 yönünden zengindir. Kalori değeri nispeten düşük, besin değeri yüksek gıdalardır. E vitamini, çinko ve selenyum açısından da değerlidir. Saçlı derinin beslenmesine neden olur.

Fındık, ceviz ve badem B, E vitamini, çinko ve esansiyel yağlardan zengindir. Saçı güçlendirir. 

Kırmızı et protein ve demir açısından zengin bir kaynaktır.

Fasülye  saç sağlığı için faydalı protein, demir, çinko ve biyotin kaynağıdır.

Taze sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar saçı hasarlardan korur ve ışıltı katar.

Eser elementler demir, magnezyum, çinko, selenyum saçın en sevdiği minerallerdir. 

Tags

error: Content is protected !!