(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-2800081303490814", enable_page_level_ads: true }); Şale Yılmaz'ın blog sayfasıdır. Güzellik, stil, yaşam - Part 2

Stil

Güzellik

Yaşam

Şale Yılmaz Ankara üniversitesi tıp fakültesini bitirdikten sonra önce klinik farmakoloji daha sonrada Dermatoloji alanında uzmanlığını tamamladı Devamı

stil

20’li YAŞLARDA STİL

Okul hayatının bitip, iş hayatının başladığı kariyer hedeflerimizin, planlarımızın yoğun olduğu dönemdir. Pek çok rengi, stili deneyerek neyi sevip sevmediğimizi görürüz. Bize neyin yakıştığını keşfederiz.

Bu yaşlar kendimizi yetiştirdiğimiz ve geliştirdiğimiz dönemdir

Stilin henüz oturmadığı seçimlerin tam bilinçli yapılmadığı dönemdir. 

Pek çok stili ve rengi deneyebiliriz. Bütçemiz ölçüsünde değişik markalar giyebiliriz. Çok kaliteli ya da pahalı kıyafetler alma ihtiyacından çok, moda parçaları tercih edebiliriz. 

Kısa üstler, taytlar, kısa şortlar, uzun çizmeler ve kısa eteklerin en rahat giyilebildiği dönemdir. Deri pantolonlar, yırtık jeanler, çok bol kesimli pantolonlar, t-şörtler giyilebilir. Parlak kumaşlı kıyafetler tercih edilebilir. Daha ileri yaşlarda bu tarz kıyafetleri taşımak zordur.

Giyimde hatalar yapılsa bile gençliğin verdiği tazelikle her şey yakıştırılır ve hoş karşılanır. 

Spor ayakkabılar her kıyafetin altına giyilebilir. Marka sadakatinin olmadığı yaşlardır.

Makyajda özgür olduğunuz, ışıltıları, canlı renkleri en rahat kullanabildiğimiz dönemdir. Pek çok renk, stil denenebilir. Dövmeler yapılabilir.

Değişik saç renkleri ve modelleri kullanılabilir. 

Kendine yakışanı ararken hatalar yapılabilir. Ancak bu neyi sevdiğinizi görmeniz için belki de gereklidir.

Cilt genç olsa da özen gösterilmelidir. Makyaja başlandığı için daha iyi bir bakım ve temizlik gerekir.

Bu dönemde düzenli ve doğru bir bakım alışkanlığı yerleştirmek gerekir. Temizlik, nemlendirme ve güneş koruma en temel bakımdır.

Seçilen makyaj ürünleri daha hafif ve gözenek tıkamayan özellikte ürünler olmalıdır.

Eğer ciltte sivilce, iz veya leke sorunu varsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır.

işyeri stili

İŞYERİ STİLİ

Dış görünüşümüz, kendimizi dış dünyaya anlatmak ve iletişimimizi güçlendirmek için bir fırsattır. Doğru yönettiğiniz bir ilk izlenim özel yaşamda olduğu gibi, iş hayatında da istediğiniz hedeflere ulaşmanızı sağlar. 

Günümüz iş dünyasında imajınızı doğru yönetebilmeniz yeteneğiniz ve teknik bilginiz kadar önemlidir.

Hedeflediğiniz pozisyona göre giyinin.

İş hayatında hedefleriniz varsa, doğru bir imaj yönetimi olmazsa olmazdır. Daha profesyonel, özenli görünüm karşı tarafa iş konusunda güven verir. Size başarıyı getirir. 

Bir modacıyla, avukatın aynı giyinmesi beklenemez. Profesyonel bir görünüm için, bulunduğunuz sektörün dinamiklerine göre giyinin. 

Bankacı, avukat, doktor gibi giyim kodlarının katı olduğu mesleklerde güven vermek ve iyi bir imaj oluşturmak önemlidir. Sade, özenli ve şık bir görünüm size başvuran kişiler üzerinde pozitif bir etki oluşturur.

Her sektörün farklı dinamikler vardır. Giyim, makyaj, saç şeklininiz, 

iş alanınız, yaşınız ve konumunuzla uyumlu olmalıdır. Daha yaratıcı sektörler, daha rahat giyim kodlarına sahiptir. 

Temiz, bakımlı görünüm daha profesyonel ve güvenilir bir algı oluşturur.

Kullandığınız renkler mevsimsel renk analizine, yerine ve ortamına uygun olmalıdır.

Profesyonel görünüm için nelere dikkat etmeliyiz?

Parfümünüzü çok yoğun sürmeyin.

Giysileriniz çok bol veya çok dar olmamalı.

Çoraplarınız sade ve kıyafetinizle uyumlu olmalı, desenli veya çok renkli çoraplar tercih edilmemeli.

Aşırı dekolte kıyafetler, yırtmaçlar iş ortamı için uygun bir görünüm değildir.

Saçlar özenli, temiz ve bakımlı olmalı.

Çok yüksek topuklu ayakkabılar tercih edilmemeli.

Takılar daha az sayıda ve daha kaliteli parçalardan oluşmalı.

Çantalar ve kullanılan diğer aksesuarlar özenle seçilmeli.

Tırnaklar kısa, temiz ve bakımlı olmalı.

Makyajsız görünüm özensiz bir hava yaratır. Doğal, sade bir makyaj   profesyonel görünüm oluştururken, aşırı makyaj istenen bir durum değildir.

Farklı renkler nasıl giyilir?

RENKLER BİR ARADA NASIL GİYİLİR?

Renklerin enerjisini ve güzelliğini kıyafetlerimize yansıtmak heyecanlıdır. Aynı zamanda bu seçimleri yaparken rüküş görünür müyüm, yakıştırabilir miyim endişesi de yaşayabiliriz. 

Renk seçimi yaparken asla ödün verilemeyecek konu kişisel renk analizine uygun tonlarda seçim yapmaktır. Kişisel renk analizine uygun giyinmenin ne kadar önemli olduğunu daha önceki yazımda paylaşmıştım.

Ayrıca gidilecek ortama uygun renk seçimi mutlaka ihmal edilmemelidir. Renklerin psikolojik anlamları ve karşı taraf üzerinde oluşturduğu hisler çok önemlidir.

Estetik görünüm açısından renkler arasındaki denge önemlidir. Çekici ve şık bir görünüm oluşturabilmek için 3 farklı yöntemden faydalanabiliriz.

Çok kullanılan renk teorileri renk çemberine göre anlatırsak.

Temelde 3 ayrı kural vardır.

Monokromatik kombinler

Baştan aşağı aynı rengi kullanmaktır. Bu aslında kullanım açısından oldukça kolaydır. Daha ince ve uzun bir görünüm oluşturur. Özellikle seçiminizi siyahtan yana yaparsanız, çok daha da ince görünürsünüz. Aynı rengi farklı kumaşlarda giymek özen gerektirir. Son yıllarda sıkça duyduğunuz ton sür ton tanımı da aynı rengin açık ve koyu tonlarını bir arada kullanmaktır. Buda tercihleriniz arasında bulunabilir.

Analog Renkler 

Renk çemberinde birbirine yakın 3 ayrı rengi bir arada kullanabilirsiniz, son derece hoş bir uyum sağlar. Örneğin renk çemberine bakarsanız. Yan yana görünen turuncu, kırmızı ve pembeyi bir arada kullanabilirsiniz.  

Zıt renkler (tamamlayıcı- kontrast renkler)

Renk çemberinin tam zıt tarafındaki renkleri bir arada kullanmak daha modern ve enerjik bir hava verir. Örneğin sarı ve mor tam zıt renklerdir. Bir arada kullanıldığında şahane bir uyum yaratır.

desen nasıl giyilir?

FARKLI DESENLER NASIL BİR ARADA KULLANILIR?

Giyimde desenleri ve renkleri doğru kullanmak, daha iddialı ve şık bir görünüm yaratır.

Desen giymek zor görünebilir. Ancak bunları denedikçe sonuçlarını sevdikçe çok keyif alacağınızdan eminim. Desenleri bir arada kullanmak enerjik ve modern bir hava verir.

Başarılı şekilde desen nasıl giyilir? Bu konunun kurallarına göz atalım.

Vücut yapınıza göre desen boyutu seçin. Minyon yapılı kadınlar daha küçük desenleri tercih etmelidir.

Desen seçerken mevsimsel renk kartelanıza  (kişisel renk analizi) göre olan renklerden oluşmuş desenleri seçin.

Yapınız uygunsa küçük ve büyük desenleri bir arada kullanabilirsiniz.

Çizgililer ve leopar desenler nötr kabul edilir ve pek çok şeyle kolayca kombine edilir.

İçerisinde ortak renkler oldukça ekose/çiçek veya çizgili/çiçek desenlerini birlikte kullanabilirsiniz.

Aynı iki rengin değişik desenlerini bir arada giyebilirsiniz. 

Desen kullanmak sizi korkutuyorsa öncelikle aksesuarlarınızda kullanmaya başlayın.  Buna alıştıktan sonra giysilere uyarlamak daha kolay gelebilir.

sonbaharda cilt bakımı

CİLDİN SONBAHAR BAKIMI NASIL OLMALI?

Yaz mevsimi biterken cildimiz daha çok ilgiye ihtiyaç duyar.

Güzel yaz günlerinden sonra cildimizde kuruluk, tıkanmış gözenekler ve hatta lekeler fark edebiliriz. Ancak moral bozmaya gerek yok biraz destekle cildiniz eski ışıltısına kavuşur.

Cildiniz derin temizliğe ihtiyaç duyar.

Açık havada, güneş altında geçirilen zamanlarda terle birleşen kir ve makyaj artıkları gözenekleri tıkayabilir. Profesyonel bakımlar, cildin derin temizlenmesi ve yüzeydeki eskiyen hücrelerin atılması için iyi bir fırsattır. Buna ulaşamadığınız ortamlarda evde yapılacak kil maskeleri hem cildinizdeki toksinlerin atılması ve hem de gözeneklerin temizlenmesi için faydalıdır.

Artan nem ihtiyacı   

Deniz, havuz sonrası klor, tuzlu su ve UV ışınları cildi kurutur. Bol bol nemlendirici kullanmak, nem maskeleri yapmak cilde destek olur. Ancak cilde uygulanan maske ve kremler cildin bariyer fonksiyonundan dolayı tamamen emilemez ve yetersiz gelebilir bu nedenle gençlik aşısı (nem aşısı), gibi hem daha etkili hem de uzun süreli fayda sağlayabilecek yöntemler tercih edilebilir.

Bu tedavide minik iğnelerle hyalüronik asit uygulanır. Ciltte nemlenme, canlanma ve sıkılaşma sağlanır. 

Lekeler tedavi edilebilir.

Yaz sonrası çiller, lekeler ve düzensiz renk tonu az ya da çok hemen herkeste görülür.

Bunlar güneşin etkisi azaldıkça kendiliğinden azalabilir. Ancak bazı lekeler için tedavi gerekebilir. Cildimizin normal bir yenilenme süreci vardır eskiyen hücreler atılırken yerine sağlıklı ve genç hücreler gelir. Kese ve peeling gibi işlemler ciltteki eskiyen hücrelerin daha hızlı atılarak, genç hücrelerin gelmesini hızlandırır. Böylece cilt daha sağlıklı görünür.

Kimyasal peeling uygulaması cildin yenilenmesi, renk tonunun düzeltilmesi için çok faydalıdır. Güneşin yıprattığı cilt hücreleri atılarak, yerine sağlıklı hücrelerin gelmesi için gerekli etkiyi sağlar. Böylece yenilenen cilt ışıltısını tekrar kazanır. 

Yine bir başka faydalı yöntem mezoterapi uygulamasıdır. Cildi besleyen vitamin mineraller minik iğnelerle cilde uygulanarak cildin içerden beslenmesi sağlanır. Cilt daha taze ve sağlıklı görünür.

Güneş korumayla ilgili en yanlış bilgi güneş korumanın sadece yaz aylarında yapılması gerektiği bilgisidir. Bu tamamen yanlıştır. Cilt her mevsim güneş korumaya ihtiyaç duyar. Güneşin ciltteki olumsuz etkileri yıllar içinde aldığı toplam etkileridir. Bu nedenle sonbaharda da güneş korumayı ihmal edemeyiz.

yazın cilt bakımı

SAĞLIKLI CİLDİN YAZ BAKIMI

Yaz mevsimi pek çoğumuzun en sevdiği mevsim. Sizce de öyle değil mi?

Güzel havaların tadını çıkarırken cilde özen göstermezsek, yaz ayları cildin en çok yıprandığı mevsim olabilir. Cildin ihtiyaçları çevresel faktörlerden etkilenerek yaz ve kış aylarında değişim gösterir.

Yazın güneş ışınları ve deniz cildi kurutarak, lekelere neden olabilir.

Güneş koruma her zamanki gibi vazgeçilmez.

Cildimize uygun güneş koruyucumuz, her mevsim en yakın dostumuz. Doğru seçilmiş, yumuşak yapıda bir güneş koruyucuyu 2 saat aralıklara yenileyerek kullanmak, güneşin zararlı etkilerini azaltır.

Su bazlı, yumuşak yapıda bir nemlendirici yeterli nem desteği sağlar, gözenekleri tıkamaz. Ayrıca kullandığınız ürünlerin antioksidan içermesi yine güneşin cilde verdiği hasarı azaltma anlamında faydalıdır.

Yaz aylarında yoğun kapatıcılar, fondötenler ve makyaj uygulamaları yerine, doğal ve ince yapıda ürünler, renkli nemlendiriciler kullanmak, daha uygundur.

Sıcağın etkisiyle sıvı kaybı yaşarken bol su tüketmek, karpuz, kavun gibi su içeriği yüksek gıdaları tercih etmek bize destek olur. Ayrıca beslenmemize bol sebze ve meyveyi dahil etmek, artan antioksidan ihtiyacı karşılamak açısından faydalıdır.

Deniz tatillerinde cilt daha fazla özen ister. Denizden sonra mutlaka ılık duş alarak deniz suyunun ve güneş koruyucuların ciltten uzaklaştırılması gerekir. Uzun ve sıcak duşlar, sert temizleyiciler cildi daha çok kurutur. Bu nedenle tercih edilmemelidir.

Duş sonrası cildi yatıştıran nemlendiriciler kullanılabilir. Özellikle Aloe Vera içeren ürünler güneş sonrası cildi yatıştırma konusunda faydalıdır.

Cildimizi yoran güneş, saçlarımızı da olumsuz etkiler.  Denize ve havuza giderken saçı koruyan maskeler çantaya eklenmelidir.

Açık ayakkabı giyerken ayaklarımız daha çok kurur ve nem ihtiyacı artar. Her akşam ayaklar için hazırlanmış yoğun nemlendirici ürünleri kullanabilirsiniz. 

Ayrıca yaz ayları ne kadar korunursak korunalım bazı ciltteler için lekenin arttığı dönemlerdir. Bu dönemde yapılacak en güzel şey, hiç pes etmeden güneş korumadır. Kimyasal peeling ve lazer gibi leke açıcı tedaviler için sonbaharı beklemek daha doğrudur. Güneş ışınları azaldıktan sonra leke tedavileri çok daha başarıyla uygulanır.

Geçen yazdan kalan güneş koruyucunuzu buldunuz.  Kullanalım mı?

Ekonomik davranmaya çalışırken cildimizin hassasiyetlerini unutmayalım.

Yaz mevsimini herkes sever. Deniz ve güneş hepimiz için mutluluk ve enerji kaynağı. 

Ama dikkat etmezsek bu güzel yaz ayları cildin daha çok kuruduğu ve yıprandığı aylar olabilir.

Yaz aylarında cildi korumada en yakın dostumuz güneş koruyucumuz. 

Güneş koruyucuları doğru kullanma ve saklama özen gerektirir. 

Pek çok ürün gibi güneş koruyucularda bozulur ve etkinliğini yitirir. 

Plajda, arabada, çantada, sıcak hava ve güneş altında beklemiş ürünlerin yapısı değişir. Etkinliği azalır. Bu durumda ürün cildinizde yeterli koruma sağlayamaz.

Etkinliğini yitirmiş ürünler yanık oluşumuna neden olabilir. Ayrıca içerisinde bakterilerin çoğalması bazı enfeksiyonlara ortam yaratabilir.

Ürünün kokusu, kıvamı ve rengi değişmiş ise kimyasal yapısı değişmiştir. Bu da doğal olarak ciltte tahriş ve alerjilere neden olabilir.

Sonuç olarak baktığımızda bayatlamış ürünler fayda yerine risk getiriyor.

O zaman nelere dikkat edelim?

Ürününüzün son kullanma tarihine dikkat edin. Genellikle ürünlerin son kullanma tarihleri üzerinde yazar. Eğer bu tarihler geçmişse kullanmayın.

Ürünleri güneş altında ve sıcak ortamda tutmayın. Mümkün olduğunca gölgede, serin ve kuru ortamda saklayın.

Renk, kıvam ve kokusunda değişiklik gördüğünüz ürünleri kullanmayın.

Açılmamış ve uygun şekilde saklanmış güneş koruyucuları son kullanma tarihine kadar kullanabilirsiniz.

Açtığınız ürünleri 1 yıl içinde kullanmaya özen gösterin.

MASKE KULLANIMINDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

 Yaşadığımız Covid-19 pandemisiyle hayatımızda pek çok şey değişti.

Maske kullanımı, sosyal mesafe ve belirli hijyen kuralları artık bizim için vazgeçilmez.

Yeterli korumanın yapılamadığı ülkelerde vaka sayılarının hızla arttığını ve sorunların ne kadar büyüdüğünü hep birlikte görüyoruz.

Alacağımız basit önlemler kendimizi ve çevremizdeki insanları korumak adına çok değerli. 

Maske kullanımı, korunma tedbirleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Virüsün yayılmasını, kişiden kişiye bulaşmasını azaltıyor.

Maskeyi daha etkili ve konforlu kullanabilmek için dikkat edeceğimiz bazı konular var. 

Nedir bunlar?

Kullandığımız maskeler yüzümüze uygun şekilde takılmalı. Çok sıkı ya da çok gevşek olmamalı. Burun ve ağız kısmını tam olarak kapatmalı. 

Maskeyi takarken veya çıkarırken ellerimizin temiz olmasına özen göstermeliyiz. 

Maskemizin yeterli koruma sağlayabilecek özelliklere sahip olmasına ve temiz kullanmaya dikkat etmeliyiz.

Maske kullanımı sırasında cilt temizliğine ve nemlendirmeye önem verilmelidir. Sabah ve akşam cilt uygun bir temizleyici ile temizlenmeli. Sonra su bazlı ve yumuşak yapıda bir nemlendiriciyle nemlendirilmelidir.

Yaz aylarında yoğun makyaj uygulamaları yapmamak, yoğun fondötenlerden kaçınmak sizi daha rahat hissettirecektir. Daha ince yapıda fondötenler veya renkli güneş koruyucular tercih edebilirsiniz.

Ayrıca güneş koruyucu kullanmaya özen göstermek, ciltteki ton farklılıklarını, lekeleri önleyecektir. Yağsız, yoğun olmayan bir güneş koruyucu kullanılabilir. Pratik olması açısından nemlendirme ve güneş koruma özelliklerini bir arada bulunduran ürünler de tercih edilebilir.

Covid-19 ile ilgili korunma tedbirlerine uymamak bize sonrasında telafisi olmayan üzüntüler yaşatabilir. Bu nedenle hepimizin bunlara uyma konusunda titiz davranması, sorumluluk sahibi olması gerekir.

covid-19 sonrası moda

CORONA VİRÜS SONRASI MODADA NELER DEĞİŞECEK?

Covid-19 sonrasında hayatımızda çok hızlı bir değişim yaşıyoruz.Pek çok konuda farkındalığımız, önceliklerimiz değişti. Peki bu değişimden moda dünyası nasıl etkilenecek?

Son yıllarda moda dünyasında çok fazla tüketim ve bunu karşılayabilmek için de çok fazla üretimin olduğu bir dönem yaşadık. Her şeyin hızlı tüketilmesi tasarımcıları, ihtiyacı karşılayabilmek için çok sayıda koleksiyon ve model hazırlamaya itti.

Covid-19 öncesi yeni aldığınız bir kıyafeti birkaç kez giydikten sonra sıkılıyor ve vitrinlerde yeni model arayışına giriyorduk.

Peki evde kaldığımız bu süreçte neler oldu? Bir grup hiç alışveriş yapmadı, diğer grup online alışverişlerle ihtiyaçlarını karşıladı.

Bu süreç bize tüketimimizin, ihtiyacımızın ne kadar ötesinde olduğunu gösterdi. Ayrıca bu hızlı üretim ve tüketim süreciyle doğaya verdiğimiz zararın farkına vardık.

Peki bundan sonra modayı neler bekliyor?

Pandemi sonrasında, ülke ekonomilerindeki daralmaya paralel olarak, harcamalar kısıtlanacak.  Modacılar, daha az koleksiyon tasarlayacak ve daha az model üretecek.

Büyük bütçeli moda haftaları ve defileler digital platformlara taşınacak, böylece hem daha ekonomik hem de virüs açısından daha güvenli olacak.

Pahalı, lüx markalardan çok fiyat ve kalitenin dengeli olduğu markalar tercih edilecek.

Aldığımız ürünlerin, daha uzun kullanabileceğimiz, kaliteli ve stilimizi yansıtan zamansız parçalardan olmasına özen göstereceğiz. Daha çok kombin yapabileceğimiz. Daha çok kullanabileceğimiz parçaları almayı tercih edeceğiz. Kısacası az ve öz alacağız.

Online alışverişe talep giderek artacak. Digitalde bazı programlar geliştirilerek, markalar bize alışveriş konusunda daha çok destek sağlayabilecek. Ancak yine de mağazaya gitmeden alışveriş yapamayan kişiler için mağazalar önemini koruyacak. 

Güvenli alışveriş hizmeti ve styling desteği verebilen markalar tercih edilecek. Satışlarını arttırabilecek.

Üretimde,  eco- friendly denilen doğaya dost, enerji tüketimi az, sağlıklı üretim şeklini ön planda tutarak, doğayı korumaya özen göstereceğiz.

İkinci el ürün kullanımı daha çok talep görmeye başlayacak.

Sosyal medyanın ve influencer pazarlamanın gücü moda üzerinde artarak devam edecek.

kollajen

CİLDİMİZDEKİ KOLLAJENİ NASIL KORURUZ?

Genç ve sağlıklı cilt yapısı için kollajen vazgeçilmezdir.

Kollajenin yaş alma süreciyle azalması, ciltte sarkma, kırışıklık ve kuruluk oluşturur. Bu konunun önemi anlaşıldıktan sonra ciltte kollajeni arttırmaya yönelik çabalarda hız kazandı.

Kollajen, kas, kemik ve ciltte yaygın bulunan bir proteindir. Cildin pürüzsüz, esnek ve yumuşak olmasını sağlar.  Ayrıca diğer hücreleri destekler ve cilde nem verir.  

Ciltteki kollajen üretimi 20’li yaşlardan sonra azalmaya başlar böylece cilt dolgunluğunu kaybeder, sarkar. Daha ince ve kırılgan hale gelir.

Sağlıklı cildi korumak, yıpranmış cildi onarmaktan çok daha kolaydır.  Kollajen düzeyi yaşlanma, stres, kötü beslenme, güneş ışınları gibi faktörlerle daha hızlı azalır. Bu tarz önlemlere dikkat etmek kollajeni korumak açısından faydalıdır. 

Bazı etkenler bu yıpranma sürecini daha olumsuz etkiler ve hızlandırır.

Nedir kollajen düşmanları?

Kollajenin en büyük düşmanı güneş ışınlarıdır. Uzun süren, korumasız güneş teması cilt kollajeni açısından büyük risktir. 

Sigara içmek, kollajen üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle cilt yaşlanmasını hızlandırır.

Şekerli gıdalar kollajene yapışarak esnekliğini ve yapısını bozar.

Kollajen içeren cilt bakım ürünleri, özellikle kuru ciltler için çok iyi bir nem desteğidir. Kollajen büyük moleküllü olduğu için ciltten emilemez. Ancak cilt yüzeyinde örtü oluşturarak nem sağlar. Böylece kullanıldığı sürece cilde parlaklık ve ışıltı verir.

Kollajeni korumak için neler yapmalıyız?

Beslenme düzenimizle cildi koruyarak, kollajeni destekleyebiliriz. Ciltteki kollajeni güçlendirmek için gerekli besinler tavuk, balık, sığır, eti yumurta ve süt ürünleri gibi yüksek proteinli gıdalardır. Ayrıca C vitamini, bakır ve çinkonun yeterli düzeyde olması gereklidir. Kemik suyu kollajen içeriği açısından oldukça zengin bir gıdadır. Bol bol tüketmek kollajen takviyesi açısından doğal bir destektir. 

C vitamini içeren besinler brokoli, ıspanak, kivi tüketmek, antioksidan etkileri ve kollajen koruması açısından faydalıdır. Ayrıca cilt bakım ürünlerinde de C  vitaminli içerikler tercih edilebilir.

Retinol antioksidan etkilidir, bazı cilt bakım ürünlerinin içeriğinde kollajenin ömrünü uzatmak ve cildi onarmak için kullanılır.

Aloe Vera, içerikli ürünlerin, ciltteki kollajeni destekleme konusunda olumlu etkileri vardır.

Kollajen takviyeleri son birkaç yılın en çok merak edilen konusu. Piyasada çok sayıda ürün mevcut. Bu ürünler ne kadar faydalı? Seçim konusunda nelere dikkat etmek gerekir?

Öncelikle bu tarz ürünlerin doğru seçildiği takdirde cilt yaşlanmasını yavaşlattığı, elastikiyeti ve su tutma kapasitesini arttırdığı yönünde olumlu görüşler bildirilmektedir. 

Vücuttaki kollajenin farklı tipleri vardır. Farklı dokularda, farklı kollajen tipleri yoğundur. Ciltte en çok tip 1 ve 3 kollajen bulunur. Bu nedenle cilt için hazırlanan ürünlerde en çok bu grup kollajen tercih edilir. Kollajen kaynağı olarak tavuk, balık ve sığır kullanılır. Genel olarak güvenli görünse de kollajen takviyeleri doktor tavsiyesiyle kullanılması gereken ürünlerdir.

Bazı durumlar bu ürünlerin kullanımını sınırlayabilir.

Ayrıca cildin durumu göz önüne alınarak kullanım şeklini planlamak daha doğrudur.

Bazı kollajen takviyeleri, C vitamini, hyalüronik asit gibi içeriklerde bulundurabilir bu tarz ürünlerde etkiyi arttırmak açısından tercih edilebilir.

Tags