Stil

Güzellik

Yaşam

Şale Yılmaz Ankara üniversitesi tıp fakültesini bitirdikten sonra önce klinik farmakoloji daha sonrada Dermatoloji alanında uzmanlığını tamamladı Devamı

covid-19 sonrası moda

CORONA VİRÜS SONRASI MODADA NELER DEĞİŞECEK?

Covid-19 sonrasında hayatımızda çok hızlı bir değişim yaşıyoruz.Pek çok konuda farkındalığımız, önceliklerimiz değişti. Peki bu değişimden moda dünyası nasıl etkilenecek?

Son yıllarda moda dünyasında çok fazla tüketim ve bunu karşılayabilmek için de çok fazla üretimin olduğu bir dönem yaşadık. Her şeyin hızlı tüketilmesi tasarımcıları, ihtiyacı karşılayabilmek için çok sayıda koleksiyon ve model hazırlamaya itti.

Covid-19 öncesi yeni aldığınız bir kıyafeti birkaç kez giydikten sonra sıkılıyor ve vitrinlerde yeni model arayışına giriyorduk.

Peki evde kaldığımız bu süreçte neler oldu? Bir grup hiç alışveriş yapmadı, diğer grup online alışverişlerle ihtiyaçlarını karşıladı.

Bu süreç bize tüketimimizin, ihtiyacımızın ne kadar ötesinde olduğunu gösterdi. Ayrıca bu hızlı üretim ve tüketim süreciyle doğaya verdiğimiz zararın farkına vardık.

Peki bundan sonra modayı neler bekliyor?

Pandemi sonrasında, ülke ekonomilerindeki daralmaya paralel olarak, harcamalar kısıtlanacak.  Modacılar, daha az koleksiyon tasarlayacak ve daha az model üretecek.

Büyük bütçeli moda haftaları ve defileler digital platformlara taşınacak, böylece hem daha ekonomik hem de virüs açısından daha güvenli olacak.

Pahalı, lüx markalardan çok fiyat ve kalitenin dengeli olduğu markalar tercih edilecek.

Aldığımız ürünlerin, daha uzun kullanabileceğimiz, kaliteli ve stilimizi yansıtan zamansız parçalardan olmasına özen göstereceğiz. Daha çok kombin yapabileceğimiz. Daha çok kullanabileceğimiz parçaları almayı tercih edeceğiz. Kısacası az ve öz alacağız.

Online alışverişe talep giderek artacak. Digitalde bazı programlar geliştirilerek, markalar bize alışveriş konusunda daha çok destek sağlayabilecek. Ancak yine de mağazaya gitmeden alışveriş yapamayan kişiler için mağazalar önemini koruyacak. 

Güvenli alışveriş hizmeti ve styling desteği verebilen markalar tercih edilecek. Satışlarını arttırabilecek.

Üretimde,  eco- friendly denilen doğaya dost, enerji tüketimi az, sağlıklı üretim şeklini ön planda tutarak, doğayı korumaya özen göstereceğiz.

İkinci el ürün kullanımı daha çok talep görmeye başlayacak.

Sosyal medyanın ve influencer pazarlamanın gücü moda üzerinde artarak devam edecek.

kollajen

CİLDİMİZDEKİ KOLLAJENİ NASIL KORURUZ?

Genç ve sağlıklı cilt yapısı için kollajen vazgeçilmezdir.

Kollajenin yaş alma süreciyle azalması, ciltte sarkma, kırışıklık ve kuruluk oluşturur. Bu konunun önemi anlaşıldıktan sonra ciltte kollajeni arttırmaya yönelik çabalarda hız kazandı.

Kollajen, kas, kemik ve ciltte yaygın bulunan bir proteindir. Cildin pürüzsüz, esnek ve yumuşak olmasını sağlar.  Ayrıca diğer hücreleri destekler ve cilde nem verir.  

Ciltteki kollajen üretimi 20’li yaşlardan sonra azalmaya başlar böylece cilt dolgunluğunu kaybeder, sarkar. Daha ince ve kırılgan hale gelir.

Sağlıklı cildi korumak, yıpranmış cildi onarmaktan çok daha kolaydır.  Kollajen düzeyi yaşlanma, stres, kötü beslenme, güneş ışınları gibi faktörlerle daha hızlı azalır. Bu tarz önlemlere dikkat etmek kollajeni korumak açısından faydalıdır. 

Bazı etkenler bu yıpranma sürecini daha olumsuz etkiler ve hızlandırır.

Nedir kollajen düşmanları?

Kollajenin en büyük düşmanı güneş ışınlarıdır. Uzun süren, korumasız güneş teması cilt kollajeni açısından büyük risktir. 

Sigara içmek, kollajen üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle cilt yaşlanmasını hızlandırır.

Şekerli gıdalar kollajene yapışarak esnekliğini ve yapısını bozar.

Kollajen içeren cilt bakım ürünleri, özellikle kuru ciltler için çok iyi bir nem desteğidir. Kollajen büyük moleküllü olduğu için ciltten emilemez. Ancak cilt yüzeyinde örtü oluşturarak nem sağlar. Böylece kullanıldığı sürece cilde parlaklık ve ışıltı verir.

Kollajeni korumak için neler yapmalıyız?

Beslenme düzenimizle cildi koruyarak, kollajeni destekleyebiliriz. Ciltteki kollajeni güçlendirmek için gerekli besinler tavuk, balık, sığır, eti yumurta ve süt ürünleri gibi yüksek proteinli gıdalardır. Ayrıca C vitamini, bakır ve çinkonun yeterli düzeyde olması gereklidir. Kemik suyu kollajen içeriği açısından oldukça zengin bir gıdadır. Bol bol tüketmek kollajen takviyesi açısından doğal bir destektir. 

C vitamini içeren besinler brokoli, ıspanak, kivi tüketmek, antioksidan etkileri ve kollajen koruması açısından faydalıdır. Ayrıca cilt bakım ürünlerinde de C  vitaminli içerikler tercih edilebilir.

Retinol antioksidan etkilidir, bazı cilt bakım ürünlerinin içeriğinde kollajenin ömrünü uzatmak ve cildi onarmak için kullanılır.

Aloe Vera, içerikli ürünlerin, ciltteki kollajeni destekleme konusunda olumlu etkileri vardır.

Kollajen takviyeleri son birkaç yılın en çok merak edilen konusu. Piyasada çok sayıda ürün mevcut. Bu ürünler ne kadar faydalı? Seçim konusunda nelere dikkat etmek gerekir?

Öncelikle bu tarz ürünlerin doğru seçildiği takdirde cilt yaşlanmasını yavaşlattığı, elastikiyeti ve su tutma kapasitesini arttırdığı yönünde olumlu görüşler bildirilmektedir. 

Vücuttaki kollajenin farklı tipleri vardır. Farklı dokularda, farklı kollajen tipleri yoğundur. Ciltte en çok tip 1 ve 3 kollajen bulunur. Bu nedenle cilt için hazırlanan ürünlerde en çok bu grup kollajen tercih edilir. Kollajen kaynağı olarak tavuk, balık ve sığır kullanılır. Genel olarak güvenli görünse de kollajen takviyeleri doktor tavsiyesiyle kullanılması gereken ürünlerdir.

Bazı durumlar bu ürünlerin kullanımını sınırlayabilir.

Ayrıca cildin durumu göz önüne alınarak kullanım şeklini planlamak daha doğrudur.

Bazı kollajen takviyeleri, C vitamini, hyalüronik asit gibi içeriklerde bulundurabilir bu tarz ürünlerde etkiyi arttırmak açısından tercih edilebilir.

hyalüronik asit

HYALÜRONİK ASİT

Hyalüronik asit, cilt bakım ürünlerinden besin desteklerine, kadar gençlik ve güzelliğin vazgeçilmezidir.

Genç cilt yapısında yoğun olan hyalüronik asit, yüksek oranda su tutabilen ve tüm cildi destekleyen doğal bir bileşendir.

Yaşlanma sürecinde kollajen ve elastinde olduğu gibi, ciltteki hyalüronik asit seviyeleri de azalır. Buna bağlı olarak kırışıklık, kuruluk oluşur. Cildin dolgun görünümü değişir.

Hyalüronik asit neden azalır ve nasıl arttırılır?

Hyalüronik asit, doğal yaşlanma sürecine ek olarak güneş ışınları, sigara, hava kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle daha erken kaybolur. Cildin sağlığını korumak, yıpranan cildi onarmaktan çok daha kolaydır. Bu nedenle bol, bol güneş koruyucu kullanmak, antioksidan içeren meyve ve sebze tüketmek, kimyasallardan kaçınmak gibi faydalı alışkanlıklar daha güçlü bir cilt yapısı kazandırır. 

Hyalüronik asit içerikli ürünler son yılların en popüler cilt bakım ürünlerindendir. Kremden, maskeye kadar pek çok farklı üründe bulunabilir. Özellikle olgun ve kuru ciltler için geliştirilen birçok formülde kullanılır. Bu tarz ürünler cilt tarafından emilemez, yüzeyde bir örtü oluşturarak su çeker. Çok iyi bir nem desteği sağlar. Cilde ışıltı katar.

Hyalüronik asitli dolguların cilde enjeksiyonu kırışıklık ve çizgi tedavisinde yoğun olarak kullanılmaktadır. Dolgu maddesi uygulandığı bölgede cilde su çekerek, volüm oluşturur, nem vererek cildi gerer, böylece ciltteki kırışıklık görünü azalır. Cilt pürüzsüz ve parlak görünür.

Hyalüronik asit içeren besin destekleri de dahil olmak üzere son yıllarda cilt sağlığı için geliştirilen pek çok ürün var.

Bu ürünlerin kullanımıyla ilgili karşıt görüşler ve tartışmalar  devam etse de şu ana kadar hyalüronik asit desteğinin cilt nemini ve elastikiyetini arttırdığı yönünde olumlu görüşler daha ağırlıklı gibi görünüyor.

kozmetikler

KOZMETİKLERDEKİ ZARARLI İÇERİKLER

Gün içinde kaç farklı kozmetik ürün kullanıyorsunuz? Kozmetikler, artık hayatımızın bir parçası. Kozmetiklerden vaz geçemeyeceğimize göre içeriklerine bakıp doğru ürünler seçmek daha iyi bir çözüm olabilir.

Cilde uygulanan pek çok ürün ciltten emilerek, kan dolaşımımıza karışabilir. Hormonlarımız ve genel sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle seçtiğimiz ürünlere özen göstermek çok önemlidir. 

Bazı kozmetikler, ciltte tahriş, kaşıntı, kızarıklık gibi sorunlar oluşturabilir. Daha da ötesi ciltte sivilcelenme ve lekelenme yapabilirler. Çoğu zaman ciltte yaşadığımız sorunun ürüne bağlı olduğunu düşünmeyiz bile.

Kozmetiklerdeki zararlı içeriklere bağlı oluşabilecek sorunlara göz atarsak.

Hormonlarla ilgili bazı problemler, üreme sorunları ve kanser oluşumu

Gözeneklerin tıkanması komedon ve akne oluşumu

Ciltte tahriş kızarıklık ve alerji

Gebelikte kullanıldığında, bebek üzerinde olumsuz etkiler

Ciltte yaptığı soyulma nedeniyle leke oluşumları

Peki bu konularda en çok suçlanan içerikler hangileri?

 

Parabenler

 

Ürünlerde bakteri, mantar üremesine engel olarak, raf ömrünü uzatan içeriklerdir. Özellikle meme tümörleriyle ve hormon sorunlarıyla ilişkili olduğu düşünüldüğü için kullanımı sınırlandırılmıştır.

 

Formaldehit

Bazı cilt bakım ürünlerinde koruyucu olarak kullanılır. Saç düzleştiriciler, tırnak ürünleri, şampuanlar ve  sabunların içeriğinde de olabilir. Cilt tahrişi, alerji hatta kanser oluşumuyla ilişkilendirilmiştir. 

 

 

 

 Triklosan

Sabunlara, deterjanlara ve bazı cilt bakım ürünlerine anti bakteriyel etkilerinden dolayı eklenebilen bir içeriktir. Ürünlerin raf ömrünü uzatır. Cilt ve göz alerjilerine neden olabilir. Ayrıca bazı hormon sorunları ve bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlara neden olabileceği düşünülür.

 

 

SLS (Sodyum lauril sülfat / sodyum lauril sülfat) 

 

Genellikle temizleyici cilt bakım ürünlerinde bulunabilen bir içeriktir. Şampuan, diş macunu, duş jeli gibi ürünlerde de kullanılabilir. Ciltte hassasiyet ve tahrişe neden olabileceği düşünülür. Bazı ciltlerde akne ve komedon oluşturan etkileri de gözlenmiştir.

Hidrokinon 

Özellikle leke tedavisi amacıyla kullanılan bir içeriktir. Uzun süren kontrolsüz kullanımları yeni lekelere ve cilt tahrişlerine neden olabilir.

Ftalatlar

 Birçok kozmetik ürünün içeriğinde bulunabilecek bir içeriktir. Oje, saç spreyi, parfüm, şampuan ve sabunlarda bulunabilir. Özellikle erkeklerde, hormonlar üzerinde olumsuz etkileri olabileceği düşünülmektedir.

 

PEG (Polietilen glikol)

Losyon, şampuan ve güneş koruyucuların içinde bulunabilir. Solunum sitemiyle ilgili sorunlara neden olabileceği düşünülür.

Vazelin

Dudak balsamları ve nemlendiricilerde bulunabilir. Nemi tutan bariyer oluşturdukları için ilk sürüldüğünde yumuşak ve parlak görünüm verir. Uzun süre kullanımda kızarıklık, tahriş ve sivilce oluşumlarına neden olabilir.

 

 

 

Kokular

 

Yapay kokular ürünlerin daha iyi kokması ve daha çok tercih edilmesi amacıyla kullanılabilir. Ancak bunların çoğu kimyasaldır ve vücutta toksik etki oluşturabilir.  Alerjilere neden olabilirler. Kokusuz ürünler özellikle hassas ciltler ve alerjisi olanlar için daha uygundur. 

 

Toluen

Saç boyaları ve ojelerde bulunabilen toksik bir kimyasaldır. Bağışıklık sistemiyle ilgili olumsuz etkileri vardır.

 

DEA (Diettanolamin)

Yüz temizleyiciler, sabunlar ve makyaj ürünlerinde bulunabilir. Cilt tahrişine neden olabilir. Solunum sistemiyle ilgili sorunlara neden olabilir.

 

Oksibenzon

En önemli kullanımı kimyasal güneş koruyuculardır. UV B ve UV A ışınlarını emer. Oksibenzonun bazı kişilerde alerji kızarıklık ve tahrişe neden olabileceği düşünülür. 

Ayrıca cilt tarafından kolayca emilmesi, vücutta birikmesi nedeniyle, hormonlara olumsuz etkileri olabileceği tartışılmaktadır.

Bu bileşenlerle ilgili bazı bilgiler netleşmiştir.  Bazı bilgilerden emin olmak için daha çok çalışma gereklidir. 

Ama yine de ürün seçiminde dikkat edip, alınacak ürünün içeriği konusunda bilgi sahibi olmak ve mümkün olduğunca güvenli olduğunu düşündüğümüz ürünleri kullanmak faydalıdır. 

Özellikle cilt hassasiyeti, alerji sorunu yaşayanlar için pek çok ürün sorunlara neden olabilir.

Ayrıca gebelik, emzirme, bebeklik dönemi hassas dönemlerdir ve ürün seçiminde daha  itinalı olmak gerekir. 

cilt lekeleri

CİLT LEKELERİ

Cilt lekeleri çok sık yaşanan bir sorun. Ancak bununla ilgili alacağınız temel önlemler ve bakımlarla azaltmak ve korumak mümkün. 

Cilt lekeleri cildin aşırı melanin üretmesiyle ilgili bir sorundur. Melanin cilde rengini veren pigmenttir ve melanosit denilen hücrelerimiz tarafından üretilir. Bazı durumlar bu hücreleri uyararak leke oluşumuna neden olur.

Cilt lekeleri nasıl oluşur? 

Bazı ciltler leke oluşturmaya yapısal olarak daha yatkındır ve kolayca leke olur. Zaten böyle bir cildiniz varsa sizde bilirsiniz, en ufak bir ihmalde cildiniz kolayca leke oluşturur ve uzun süre etkisi devam eder.

Bazı ilaçlar

Başta doğum kontrol hapları olmak üzere, bazı ilaçlar güneş hassasiyeti oluşturarak, lekelere neden olabilir. Uzun süreli ilaç kullanmanız gerekiyorsa ilacınızın bilgilerini okuyun eğer güneşe hassasiyet yaratan bir ilacı kullanmanız gerekiyorsa güneşten korunma önlemlerine daha çok dikkat edin.

Melasmagebelik döneminde veya doğum kontrol hapları kullanımı sırasında yeterli güneş koruma yapılamamasına bağlı oluşan lekelerdir. Özellikle bu iki durumda kontrollü bir koruma yapılması ilerde yaşanabilecek sorunların önlenmesi açısından çok faydalı olacaktır.

 Ciltte oluşan her türlü, kaşıma, yaralanma, tahriş durumları leke oluşturabilir.

Ayrıca kimyasal peeling, lazer, ağda ve dermapen gibi işlemlerden sonra cilt güneş ışınlarına daha hassas hale gelir, leke oluşumları görülebilir.

AHA veya retinol gibi yaşlılık karşıtı bazı cilt bakım ürünlerinin kullanımı sırasında cilt yenilenmesi olacaktır. Yeni gelen cilt hücreleri güneşten korunmamışsa leke oluşumu görülür.

Bazı kozmetik ürünleri, makyaj ürünleri, parfümler yine cildi güneşe duyarlı hale getirerek leke oluşturur. Özellikle deniz tatili yaparken, deniz kenarında bulunduğumuz sürelerde cildin makyajsız ve parfüm kullanılmamış olması ve sadece güneş koruyucu sürülmesi bu riskler açısından faydalıdır.

Cilt lekeleri nasıl düzelir?

Cildinizde leke oluşumu varsa ilk yapmanız gereken bir dermatoloğa başvurmaktır. Doktorunuz cilt yapısına ve lekenin durumuna göre tedavinizi planlayacaktır. Açık renkli cilt ile koyu tenli cilt arasında tedavi yaklaşımları ve tedavi süreçleri açısından fark vardır.

 Size özel bir tedavi planlanacak ve takip edilecektir. Leke tedavilerinin başarısında doktor ve hasta işbirliği çok önemlidir. Leke tedavileri, lekenin derinliğine göre bazen zor olabilir. Tamamen düzelmeye bilir. En iyi sonuçlar için sabır ve istikrar gerekir. 

Leke sorunundaki en büyük hata piyasada satılan çok sayıda leke açıcı ürünü deneyerek lekeyi karmaşık hale getirmektir.

Doktorunuza gidene kadar sizin yapacağınız en faydalı yaklaşım iyi bir güneş korumadır. Bazen sadece bu bile size çok faydalı olabilir.

Hangi tedavi başlanırsa başlansın en önemli konu iyi bir güneş koruma yapılmasıdır. Güneş koruma yetersizse hiçbir tedavi başarılı olamaz.

Hem UVA hem de UVB’ ye etkili, en az SPF 30 içeren güneş koruyucuyu düzenli kullanmak, yoğun saatlerde güneşten uzak durmak, şapka ve güneş gözlüğü takmak bile çok faydalıdır.

Doktorunuz size öncelikle bazı leke açıcı kremler önerebilir. Bu tedavileri kullanırken doktorunuz takibinde olmanız çok önemlidir. 

Genellikte tedaviler sırasında cilt güneşe duyarlı hale gelir. Bu nedenle yaz ayları tedavilerin başarısını azaltır. Kış dönemi leke tedavilerinin daha kolayca yapılabileceği dönemdir.

Kimyasal peelingBazı özel solüsyonlar kullanılarak cilt hücrelerinin yenilenmesi, eskimiş hücrelerin atılarak yeni ve sağlıklı hücrelerin gelmesi hızlanır. Bu şekilde cilt tonu düzelir ve lekeler azalır. Tedavi sonrasında cilt güneşe hassas hale geldiği için güneş korumaya özen gösterilmelidir.

Mezoterapi

Leke açıcı bazı ilaçların cilde minik iğnelerle uygulanmasıdır. Seanslar şeklinde yapılan bu uygularda cilt lekeleri azalır.

PRP Kişinin kendi kanı ayrıştırılarak, istenen tedavi edici kısımlarının yoğun bir şekilde cilde ince iğnelerle verilmesidir. Bu tedavi her mevsimde uygulanabilecek bir yöntemdir. Risk yaratmadığı için özellikle çok zor lekelerde bile güzel sonuçlar verebilir.

Dermapen ve dermaroler 

Üzerinde minik iğnelerin olduğu özel cihazlarla cilt yüzeyinde mikro kanallar açılır ve buradan renk açıcı özel ilaçların cilde geçişi sağlanır. Böylece aynı mezoterapide olduğu gibi lekeler üzerinde azaltıcı etki sağlar.

Lazer ve IPL tedavileri 

Her iki yöntemde ciltteki lekeleri azaltır, kolajen üretimini arttırarak, cildi sıkılaştırır.

Bu tedaviler sırasında en önemli konu iyi bir güneş korumanın yapılabilmesidir. Cildin tahrişten korunması, nemlendirilmesi ve desteklenmesidir.

göz altı torbaları

GÖZ ALTI TORBALARI

Göz çevresi cildi ince ve hassas yapısı nedeniyle pek çok şeyden kolayca etkilenir. Göz altı torbaları aslında çoğu zaman kozmetik bir sorundur, nadiren bazı sağlık problemlerinin yansımasına bağlı olabilir.  

Göz çevresinde şişlik, çevredeki cilt dokusunda aşırı sıvı birikmesinden (ödem) kaynaklanır. Bu bölgede cilt çok ince olduğu için şişlik oldukça belirgin olabilir.

Sabah uyandığınızda bu sorun daha yoğundur, günün saatleri ilerledikçe azalır, çünkü gece hareketsiz kalan gözler sıvı birikimini kolaylaştırır. 

Bazen bu sorunlar aileseldir. Yaş alma sürecinde cilt, cilt altı dokuların zayıflamasıyla sorunlar daha belirginleşir.

Göz altı torbaları neden olur?

Fazla tuz tüketimi hem vücutta hem de göz altında şişmeye neden olur. 

Yorgunluk, uykusuzluk, stres

Alerjiler, gözlerin kızarmasına, şişmesine, kaşınmasına neden olur ve göz çevresinin torbalanmasını arttırır.

Az su içme

Ağlama 

Yaş alma, sürecinde cildin elastikiyetinin azalması ve cilt altı dokuların zayıflamasıyla torba görünümleri daha belirgin hale gelebilir.

Böbrek ve troid sorunları,

Göz problemleri, enfeksiyonlar ve göz alerjileri

Sigara alkol

Güneş hasarı

Göz altı torbaları nasıl yok olur?

Göz altı torbalarını azaltmak için evde yapacağınız basit formüller vardır.

Günde 7-9 saatlik düzenli gece uykusu.

Uyurken yüksek yastıkta uyumak, ertesi sabah daha az şişlikte uyanmanıza neden olabilir.

Günlük su alımı yeterli olmalı. Yetersiz su alımı göz altı torbalarını arttırır.

Günlük tuz tüketimini azaltmak, sebze ve meyveden zengin sağlıklı beslenmek faydalıdır. Ayrıca potasyum vücuttaki fazla sıvıyı artarak göz altı torbalarını azaltır bunun için muz ve yoğurt gibi potasyumdan zengin gıdalar tüketmek iyi bir tercihtir.

Alkol tüketimini azaltmak faydalı olacaktır. 

Yeşil veya siyah çay poşetlerini buzdolabında bekletip ve göz altına kompres yapmak. Çayın içeriğindeki antioksidanlar ve kafein hem iltihabı, hem de kan akışını düzenleyerek göz altı torbalarını azaltır. 

Kafein, arnika ve papatya gibi içerikleri olan göz kremleri göz çevresindeki iltihabı yatıştırır ve cildi sıkılaştırır. 

Göz altı torbalarının tedavisi nasıl yapılır?

Eğer gözlerinizde ani başlayan şişlik, kızarıklık, ağrı, tahriş, ya da vücudunuzda başka şikayetler varsa sorununuz başka bir sebebe bağlı olabilir en kısa sürede doktorunuza başvurun. 

Öncelikle göz altı torbalarının nedenleri tespit edilmelidir. Problemi oluşturan bir sağlık sorunu varsa bunun çözümü göz altındaki şişlik görünümünü azaltır. 

Örneğin alerjiye bağlı bir sorun yaşıyorsanız alerji tedavisi sonrası sorunlar azalacaktır.

Bunun dışındaki durumlarda uygulanabilecek yöntemler,

kimyasal peeling, plexr veya lazer tedavileridir. Bu yöntemler cildi güçlendirir, elastikiyeti arttırır ve torbalanmayı azaltır.

Bu yöntemlerin yeterli olamadığı, sorunu daha yoğun olan hastalar için cerrahi tedaviler planlanabilir.

.

kilo kontrolü

KİLO KONTROLÜ

Her yıl yaza doğru başlayan yoğun diyet ve spor programları ve kışın yeniden alınan kilolar. Evet bu değişimler birkaç kilo içinde oluyorsa sorun değil ama büyük rakamlardaki kilo değişimleri hem cildimiz hem de genel sağlığımız için yorucu. 

İdeal kiloyu korumak, cilt sağlığı ve beden sağlığı için çok önemlidir. Kısa süreli diyetler hızlı sonuç verse bile, uzun dönem gelinen noktayı koruyamayıp, tekrar kilo almaya neden olur. Ayrıca yaş almayla beraber bazal metabolik hızımız da yavaşladığı için yıllar içinde diyet ve kilo kontrolü zorlaşacaktır.

Bu nedenle tüm bu sorunları yaşamamak için sağlıklı beslenme alışkanlığı ve düzenli spor bir yaşam tarzı olmalıdır.

Kilo kontrolünü nasıl sağlanır?

7-8 saatlik düzenli uyku

Düzenli egzersiz programı haftada 3-4 kez kardio, ağırlık, fitness, yüzme gibi planlı ve düzenli bir program

Bol su tüketmek

Alkolü ve şekerli gıdaları azaltmak 

Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketmek. 

İşlenmiş, paketlenmiş, kızartma ve fast food gıdalardan uzak durmak. Bol lifli gıda tüketmek.

Gece geç saatlerde yemek yememek.

Bunlara ek olarak,

Yemeklerinizi planlayın. Kalori hesaplayın.  Bu şekilde yedikleriniz konusunda. Aldığınız ve harcadığınız kalorileri takip edin. Not edin.

Sağlıklı yemek tarifleri bulun yeni tarifler deneyin.

Yediklerinizi iyi çiğneyin. Ve yemekleri yavaş yiyin. TV seyrederken, iş yaparken yemek yemeyin. Yemek yediğiniz zamanı yemeğe ayırın. Başka şeye odaklanmayın.

Porsiyonlarınızı küçültün. Ara ara çok sevdiğiniz kalorili bir şey canınız çekerse az miktarda yiyin. Sorun etmeyin, moral bozmayın ertesi gün programınıza tekrar kaldığınız yerden devam edin. 

Kilo almanıza neden olan, alışkanlıklarınızı tespit edin ve azaltmaya çalışın. 

Haftada 2-3 kez tartılın, kilonuzdaki değişimleri takip edin. 

Bir arkadaşınızla kilo ve spor konusunda birbirinizi motive edin ve takip edin. Kilo aldığınızda veya spora ara verdiğinizde birbirinizi uyarın. Hatta birlikte spor yapın.

güneş koruma

GÜNEŞ KORUMA

Cilt bakımı konusunda belki de en önemli basamak, güneş korumadır. İyi bir güneş koruma yapmıyorsak cilt bakımında yaptığımız pek çok şeyin etkili olmasını bekleyemeyiz. Güneşe maruz kalmak güneş yanığı, leke, kırışıklık, sarkma hatta cilt kanserine neden olur.

Güneş koruma için güneş koruyucu ürünler dışında

Güneşin yoğun olduğu saatlerde 10:00-16:00 arasında güneşte dolaşmamak

Uzun kollu, açık renk ince pamuklu giysiler giymek ve şapka takmak

UV ışığını filtreleyen gözlük kullanarak gözleri korunmak

Güneş koruma faktörü nedir?

SPF, güneş koruma faktörü için kullanılan kısaltmadır. SPF faktörü arttıkça koruyuculuk değeri yükselir.

Güneş koruyucu çeşitleri nelerdir?

Kimyasal güneş koruyucular deriye nüfuz eden UV ışınlarının cildi etkilemeden, zarar vermeden önce emen kimyasallardır. İçeriğinde avobenzon, oksibenzon ve PABA bulunabilir. 

Fiziksel güneş koruyucular UV’ye karşı bariyer oluşturarak korurlar çinko oksit ve titanyum oksit içerir. Genellikle opaktır ve cilde uygulandığında fark edilir.

Bazı markalarda her iki grup koruyucu bir arada bulunabilir.

Güneş koruyucular nasıl seçilmelidir?

Hem UVA hem de UVB’ye etkili geniş etkili bir güneş koruma sağlanmalıdır

Akneli ciltler için yağsız, komedon oluşturmayan, losyon formda ürünler kullanabilirler. Su bazlı ürünler gözenek tıkamadığı ve akne oluşturmadığı için daha uygundur.

Hassas ciltler ve çocuklar için fiziksel güneş koruyucular daha güvenlidir.

Gebeler için özel hazırlanmış güneş koruyucular tercih edilmelidir.

Kuru ciltler krem formda ürünleri daha rahat kullanabilirler.

Rozasea ve alerjiye yatkınlığı olan ciltlerde parfüm, koruyucu, oksibenzon ve PABA içeren ürünlerden kaçınılmalıdır.

Göz çevresi cildi ince ve hassas yapısıyla güneşe duyarlıdır, mutlaka güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Bebek ve çocuklarda da güneş korumaya çok özen gösterilmelidir.

6 aydan küçük bebeklerde koruma gölgede tutarak, ince koruyucu giysilerle yapılmalıdır. Güneş koruyucu kullanımı bu dönemde uygun değildir.

6 aydan büyük bebekler güneş koruyucu kullanabilirler. Ayrıca koruyucu giysilerle de korunmalıdırlar.

Güneş koruyucular nasıl kullanılmalıdır?

Öncelikle hiçbir güneş koruyucu tamamen korumaz. Her ürün belli oranda koruyuculuk sağlar bu nedenle etkin bir koruma için kullanım şekline özen göstermeliyiz. 

Güneş koruyucuları dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2 saat aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Terlemeyle, havuza ve denize girmekle etkinliği azalır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında tekrarlanmalıdır.

Evde ve arabadayken camdan UVA geçtiği unutulmamalı yine güneş koruyucu kullanılmalıdır.

En az SPF 30 faktör içeren suya dayanıklı güneş koruyucular tercih edilmelidir. Plajda gölgede otururken veya kapalı havalarda güneş etkilemeyecek gibi düşünmemeli ve güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Güneş koruyucular açıldıktan sonra 8-10 ay içinde tüketilmeli. Sıcak ortamda bekletilmemelidir.

PRP

PRP

Cilt yaşlanması konusunda geliştirilen yöntemler inanılmaz hızla ilerliyor. Daha etkili, daha kolay, daha güvenli tedavi arayışları sürüyor. PRP bu arayışın sonucunda ortaya çıkan yöntemlerden biri.

PRP doğallıktan vazgeçmeyen, riski sevmeyen, alerjiden korkan kişiler için son derece uygun bir alternatif.

Vücudumuzun herhangi bir yeri yaralandığında bu bölgede bazı hücrelerin topladığı ve diğer bölgelere göre konsantrasyonunun arttığı tespit edilmiştir. Bu hücreler bazı reaksiyonları başlatarak dokularda iyileşmeyi sağlar. Pek çok doku yenileme işleminde, dokularda kontrollü bir hasar oluşturulur ki bu hasar bölgede hücre toplanmasını arttırarak iyileşmeyi başlatır ve bölge yenilenir.

Plazma tedavisi bu mekanizmadan hareketle oluşturulan bir tedavidir. Sanki bir hasar oluşmuş gibi bölgede bazı hücrelerin ve büyüme faktörlerinin yoğunlaşması sağlanır ve böylece onarım süreci başlatılır.

PLAZMA TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

Tedavi için özel geliştirilen kitler vardır, bunlar tek kullanımlıktır. Hastanın kanı bu tüplere alınarak ayrıştırılır. Kanın istenen kısmı ince uçlu iğnelerle çok kısa bir işlemle tedavisi planlanan bölgeye uygulanır. Ayrıştırılan kısımda trombositler ve büyüme faktörleri bulunur. Bunlar bir dizi onarım ve iyileştirme reaksiyonunu başlatır.

Tedavi sonrasında iyileşme süreci gerekmez. Herhangi bir sorun beklenmez. 

PRP İLE CİLT YENİLEME

Akne izleri azalır 

Cilt rengi genel olarak açılır. Lekelerde, kızarıklıkta azalma olur.

Sıkılık artışı olur. Yüz ovali toparlanır.

İnce çizgiler ve kırışıklıklar azalır.

Cilt görünümü daha sağlıklı ve parlak olur. Cilt dolgunlaşır.

Ciltteki yara izleri azalır.

PRP İLE SAÇ TEDAVİSİ

Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak saç dökülmesi görülebilir. Bu sorunla karşılaşıldığı zaman mutlaka bir dermatoloğa başvurarak saç dökülmesinin kaynağını ve tipini tespit etmek gerekir.

Saçlardaki dökülme başka bir nedene bağlıysa mutlaka buna yönelik tedavi de uygulanmalıdır.

Plazma tedavisi hemen her tip saç dökülmesi tedavisinde ek olarak kullanılabilir bazen tek başına kullanımı bile çok başarılı sonuçlara neden olabilir.

Saçlarda uzama hızlanır.

Saçlar güçlenir daha hacimli durur.

Dökülme azalır.

Yeni saçlar gelmeye başlar.

ameliyatsız yüz germe

Günlük hayatın hızlı temposu içinde, iyileşme süresi gerektirmeyen, iş hayatını aksatmayan, kısa sürede yapılabilecek uygulamalar daha popüler hale gelmiştir.

Ultrason, çok uzun zamandır tıpta teşhis ve tedavi amacıyla kullanılan güvenilirliği kanıtlanmış bir yöntem. İşte bu teknolojinin estetik  tıptaki karşılığı fokus ultrasonlar.

Radyofrekans ve lazer sistemleri cilt yenilenme amacıyla uzun zamandır başarıyla kullanılan yöntemlerdir. Fokus ultrasonun bunlardan farkı cildin daha derin tabakalarına etki edebilmesidir. Bu anlamda ciltte sıkılık artışı ve toparlanma anlamında ek faydalar sağlayacaktır.

Yaşlanma sürecinde ciltte kolajen ve elastin liflerinin yapısı bozulur ve düzeyi azalır.  Ciltte sarkma, elastikiyet kaybı, ince çizgi ve karışıklıklarda artış olur. Çene kontürü bozulur.

Fokuslu ultrason cildin yüzeyel tabakalarına herhangi bir zarar vermeden, derin tabakalarında ısı artışına neden olur. Bu sayede cilt ciltteki kollajen yeniden yapılanır cildin sıkılığı artar ve yüz ovali toparlanır.

Fokuslu ultrason nasıl uygulanır?

Farklı başlıklar kullanılarak, cildin farklı tabakalarına ultrason enerjisi uygulanır. Bu şekilde ciltte 

Boyun ve çene kısmındaki sarkmaların toparlanması

Elastikiyetin artması ve yüz ovalinin toparlanması

Yüzdeki çizgi ve kırışıklıkların azaltılması sağlanır.

Fokus ultrasonun uygulama bölgeleri alın, göz çevresi, yanaklar ve boyun bölgesidir.

Seanslar 30-60 dakika civarında sürer. Cildin üst kısmında herhangi bir hasar oluşturmaz, güneş hassasiyeti yaratmaz. İyileşme süreci gerektirmediği için gün içinde, öğlen arasında bile yapılabilecek bir uygulamadır. Uygulama sonrasında hastalar günlük hayatına, normal aktivitesine dönebilir.

Ciltteki değişim hemen başlar ve ilk 6 ayda artarak devam eder. Yüz ifadesinde değişim yapmadan, cildin doğal yenilenme mekanizmalarını harekete geçirerek düzelme sağlar.

Etki süresi 1-2 yıldır. Yaşlanma süreci devam ettiğinden belli aralıklarla tekrar edilmesi yaşlanmaya karşı koruyucu olacaktır. 

Tags

error: Content is protected !!